Oksidatif Stres

oksidatif stres 300x129

Vücutta normal metabolizma sırasında veya çeşitli dış etkenler yoluyla üretilen serbest radikal türleri (OKSİDANLAR) başta kanser ve kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok dejeneratif hastalığın oluşmasında önemli bir rol oynamaktadır. Hücre fonksiyonlarına zarar vermek suretiyle hücre içi ve dışı bileşenlere saldırabilen bu oksijen türlerinin oluşumunun ve aktivitesinin kontrol altına alınması gerekmektedir. Reaktif türlerin ve reaksiyon mekanizmalarının bilinmesi kontrol altına alınabilmeleri açısından önemlidir. Zararlı reaktif türlerin etkileri vücuttaki farklı doğal savunma sistemleri tarafından kontrol altında tutulmaktadır. Ayrıca, vücudun bu endojen savunma mekanizmalarının diyetle alınacak antioksidan besin öğeleriyle de desteklenmesi gerekmektedir. Sebze ve meyveler bolca antioksidan* içerir.

*Antioksidan veya yükseltgeme önleyici, yağların otoksidasyonunu yavaşlatan madde:

Canlılarda, kimyasal süreçler, özellikle oksitlenme, serbest radikallerin oluşmasına neden olur. Yüksek derecede reaktif olan serbest radikaller farklı moleküller ile kolayca reaksiyona girebilir ve böylece hücrelere, canlıya zarar verebilir. Antioksidanlar serbest radikallerle reaksiyona girerek hücrelere zarar vermelerini önler. Bu özellikleriyle hücrelerin anormalleşme ve sonuç olarak tümör oluşturma risklerini azalttıkları gibi, hücre yıkımını da azalttıkları için, daha sağlıklı ve yaşlılık etkilerinin minimum olduğu bir hayat yaşama şansını yükseltir.

Haziran 2008, International journal of Biomedical Science da yayınlanan makalede serbest oksijen radikallerinin hem vücudun kendi metabolizması sonucu hem de sigara dumanı, hava kirliliği, ilaç kullanımı, radyasyon, gibi dış kaynakların etkisi ile hatta aşırı egzersiz sonucu oluştuğu gözlenmiştir. Süper oksit radikallerinin çokluğu, vücutta oksidatif strese neden olmakta ve bu süreç kanser, otoimmün hastalıklar, yaşlanma, katarakt, romatoid artrit, kardiyovasküler ve nörodejeneratif hastalıklar gibi kronik ve dejeneratif hastalıkların gelişmesi ile ilişkilendirilmektedir.

Serbest radikallerin, besinlerin oksijen kullanılarak enerjiye dönüşümü sırasında meydana gelen reaktif moleküller olduğu kaydedilmişti. Oksijen, yaşam için vazgeçilmez olmakla birlikte, metabolizma sırasında serbest radikal kaynağı olarak bilinen ve son derece reaktif olan ara ürünler oluşur. Reaktif oksijen türleri olarak bilinen bu moleküller lipit (yağımsı maddeler), protein ve DNA gibi hücre bileşenlerine zarar verir.

Aerobik (oksijen soluyan) organizmalarda serbest radikal oluşumunu kontrol altında tutmak ve bu moleküllerin zararlı etkilerine engel olmak üzere, antioksidan savunma sistemleri gelişmiştir. Ancak, bazı durumlarda, mevcut antioksidan savunma sistemi serbest radikallerin etkisini tamamen önleyemez ve oksidatif stres olarak adlandırılan durum ortaya çıkar. Bu durum, vücudun paslanması diye de tanımlanabilir. UV ışınları, bazı kimyasallar, yağ oksidasyonu, radyasyon, stres, sigara, alkol ve aşırı egzersiz (yorulma) gibi pek çok durumda, aşırı serbest radikal oluşumu gerçekleşebilmektedir.

Elma 300x247

Vücutta oluşan serbest radikaller, aralarında ateroskleroz (damar sertliği), kalp hastalıkları, kanser, serebrovasküler (beyin/damar) hastalıklar, nörodejeneratif hastalıklar, diyabet, akut böbrek yetmezliği, akciğer hastalıkları, anfizem, bronşit, alkolik karaciğer bozuklukları gibi ve ayrıca yaşlanma ile ilerleyen, dejeneratif bozuklukların da yer aldığı patolojik durumların oluşumuna katkıda bulunurlar.

Modern tıp bir yandan hastalıkların tedavisinde yeni seçenekler araştırırken bir yandan da sağlıklı bir yaşam sürdürme ve hastalıkları önleme alanında yoğun çalışmalar sarfetmektedir. Bu bağlamda, vücuttaki serbest radikal oluşumunun ve antioksidan kapasitenin belirlenmesi, söz konusu hastalıklara yakalanma riskini azaltmak üzere antioksidan uygulanması açısından çok önemli sayılmaktadır.