0,00 TL
0
Alışveriş sepetiniz henüz boş

SEPETİM

Giriş
x
veya
 Use Facebook account
Kayıt
x

veya
 Use Facebook account
  • GÜVENLİ ALIŞVERİŞ

    Mağazamız 256 Bit SSL sertifikasına sahiptir
  • TESLİMATTA ÖDEME

    Tüm Alışverişlerde Geçerlidir
  • ÜCRETSİZ KARGO

    Tüm Alışverişlerde Geçerlidir
  • HAVALE İNDİRİMİ

    Banka Havalesine 6 TL ek indirim

Ölmez Ağaç Zeytin

Minerva’nın ağacı, romantik bir güzelliğe sahip değildir, ama ferah ve bakımlı alanlarda, rüzgarın okşadığı gövdesinde nazlı nazlı hışırdayan yapraklarıyla tepelere dizildiği ya da eğimli düzlüklere hafifçe gölgesini saldığı zaman uyandırdığı kültür ve huzur dolu düzen ve bu düzenin sürekliliği duygusunu içimizde onun kadar uyandırabilecek bir başka ağaç daha yoktur...”

19. yüzyılın ünlü kültür tarihçisi Victor Hehn’in bu gözlemine katılmamak mümkün mü? Görkemli bir zeytin ağacının meyve yüklü dallarına baktığımızda aklımızdan kim bilir neler geçer: Gün görmüş birinin doğallığı, bir ananın koruyucu gölgesi; kimi zaman coşku, kimi zaman hüzün... Ama hepimiz biliriz ki, zeytin yerleşikliğin, emek ve sabrın ürünüdür. Kendini geçindirecek kadar bağı, bahçesi, zeytinliği olan kişi özgürdür, huzurludur. Niye saldırgan olsun ki? Savaş ve yağma yurtsuzların, göçebelerin işidir; kum taneleri veya ottan başka yitirilecek çok az şeyi olanların... Oysa, irade ve uğraş karşılığı bir nimet olan zeytin, ağacıyla, meyvesiyle, yağıyla dünyaya bir bakış, bir yaşam biçimi, başlı başına bir kültür, kısacası Akdeniz uygarlığının ayrılmaz bir parçasıdır.

Tarihten de eskidir zeytin ağacı...

Önce botanik: Zeytinin bilimsel künyesi “oleaceae” familyasından başlar. Leylak ve yasemin gibi süs bitkileriyle aynı familyadan “olea”, yabani bir meyve ağacıdır. “Olea” cinsinden dünyada yaklaşık otuz değişik tür saptanmıştır. “Olea europea” da bunlardan biri ve en önemlisidir. Ana yurdu Doğu Akdeniz olan “Olea europea” nın başlıca iki alt-türü vardır: “Olea europea oleaster” (yabani) ve “Olea europea sativa” (ehli).

Zeytinin eşsiz meyvesinden çıkarılan yağ önce gecelerimizi aydınlattı, mabetlerimizi kutsadı, ruhumuzu rahatlattı, sonra saçlarımızı, cildimizi güzelleştirdi, vücudumuzu ovdu, geliştirdi ve temizledi ve mutfağımızın baş tacı oldu. Ne var ki, kökü tarih öncesine dayanan yabani zeytin ağacının kaç bin yaşında ve ana yurdunun tam neresi olduğu konusunda arkeobotanikçiler, tarihçiler ve arkeologlar arasında bir görüş birliği yok. De Candolle ve Pelletier’e göre, Anadolu, Suriye ve İran; kimine göre Girit, Yunanistan, belki de Kuzey Afrika, Atlas Dağları, Aşağı Mısır... Dahası, yabani zeytinin ilk kez nerede ve kimler tarafından ehlileştirildiği, nereden nereye yayıldığı konusunda da gene farklı görüşler söz konusu.

Yüzyıllar değil, bin yıllar...

Oleaster, dikenli, küçük meyveli yabani zeytin ağacı; milattan 10 bin yıl öncesi Doğu Akdeniz havzasının doğal bitki örtüsünün bir parçasıydı. Ancak, İtalya’nın Mongardino yöresinde ortaya çıkarılan fosilleşmiş zeytin yaprakları, aynı şekilde Kuzey Afrika’da paleolitik dönemden olduğu belirlenen zeytin dalları fosilleri ve Ispanya’da kalkolitik dönemden kalan yabani zeytin ağacı dalları nedeniyle, bu ağacın Akdeniz’in batısında da milattan yaklaşık 12 bin yıl önce var olduğu yönünde savlar var... Yunanistan’ın kuzeyindeki Peloponez Yarımadası’nda bulunan ve kökeni MÖ 2 bin yılına dayanan zeytin ağacı fosillerine karşın, Ege’deki Santorini Adası’nda gün yüzüne çıkarılan fosilleşmiş zeytin taneleri ve özellikle zeytin yapraklarının ömrü ise, bazı uzmanlara göre milattan 37 bin yıl önceye kadar gidebiliyor... Dile kolay: Zeytin 39 bin yaşında!
 
Artun Ünsal
Ölmez Ağacın Peşinde
E-bülten:
Kampanyalarımızdan Haberdar Olun
ÜRÜN DANIŞMA HATTI
0532 051 62 15