Zeytin Yaprağı

Zeytin ağacı, binli yıllar gibi uzun süreli yaşamı olan çok dayanıklı bir canlıdır. Bu uzun yaşam süresini, onu zararlı organizmalara karşı koruyan, bir polifenolik antioksidan olan oleuropein adlı bir madde üretmesine borçludur. Bu madde zeytin ağacının her tarafında vardır, fakat en çok yapraklarında bulunur.

Zeytin yaprağının içerdiği oleuropein ve elenolik asit bileşenlerinin birer doğal bitkisel antibiyotik ve antioksidan olduğu ve antimikrobiyal ajanlar olarak görev yaptıkları bilimsel araştırmalarca kaydedilmiştir.

Zeytin yaprağı ekstraktı (özütü) doğal yolla bağışıklık güçlendiren mükemmel bir üründür. Yapısındaki antioksidan fenolik bileşikler ve flavonoidler, metabolik savunma gücünü artırarak bağışıklık sisteminin devreye girmesini ve hastalığı sistemin kendi kendisine yenmesini sağlar. Elenolik asit içeriği ile de bakteri hücre duvarını parçalayarak antimikrobiyal etki sağlamaktadır.

Serbest radikaller vücudumuza, dışarıdan sigara, alkol, kirli hava, kötü ve yanlış beslenme vb ile veya kimyasal reaksiyonlar sonucunda oluşarak, zarar verebilirler. Zeytin yaprağı özütü fenolik yapıda bileşenler içerdiği için fenolik hidroksil grupları ile harika bir antioksidan etki gösterir. Bu şekilde, serbest radikalleri tutarak birçok hastalığın önüne geçilebilir; aksi takdirde serbest radikaller sağlam hücrelerin, hücre zarını deforme ederek kontrolsüz çoğalmaya neden olabilir ve bu, kanserleşmeye kadar gidebilen bir süreçtir.

Antioksidanlar, serbest radikalleri tutabildiklerinden, kanser gibi dejeneratif hastalıkların önlenmesinde son derece önemli ve elzemdir. Antioksidanlar aynı zamanda, yaşlanma etkilerini geciktirerek, hem doğal bir “antiaging” kürü oluşturur hem de hormonal dengeyi korurlar.

Bizzat canlı vücudunda yapılan çalışmalarda, zeytin yaprağı özütünün damar genişletici etki de yaptığını ve dolayısı ile tansiyonu düşürdüğünü, antiaritmik özelliği olduğunu, aynı zamanda LDL kolestrol seviyesinde düşmeye neden olduğu sonucuna varılmıştır. Laboratuvar ve klinik çalışmalar sonuçlarında ise, zeytin yaprağı özütünün kalp rahatsızlıklarından, kalp yetmezliğinden ve damar tıkanıklığından korunmada etkili olduğu gözlenmiştir. Yine canlı vücudunda yapılan çalışmalarda kan şekerinin yüksek seviyelere çıkmasını önleyebildiği gözlenmiştir. Son zamanlarda, kişilerin de bilinçlenmesiyle alternatif tedavilere dolayısı ile bitkisel tedaviye olan ilgi artmakta ve buna paralel olarak bu konuda yapılan çalışmalar hız kazanmaktadır.

Amerikan Kanser Araştırma Enstitüsü, zeytin yaprağının 21. yüzyılda en önemli doğal antimikrobiyal ve antiviral etkiye sahip bitki ürünü olduğunu belirtmiştir. Geçmiş zamanlarda antibiyotikle tedavi edilebilen bazı hastalıklar, artık bakteri ve virüslerin antibiyotiklere karşı direnç kazanması nedeni ile tedavi edilememektedir. Oleuropein etken maddesi ise antibiyotiğe karşı direnç kazanmış bazı mikroorganizmalarda da etkilidir.

Zeytin yaprağı özütünde ayrıca A, C, D, E, K vitaminleri de bolca bulunmaktadır.

Özet olarak, özellikle kötü beslenme ve kötü çevre şartlarının ortaya çıkarabileceği çeşitli kanser türlerinden ve ilave olarak da uzun süreli yüksek kolelsterol düzeyleri ile birlikte gelişebilecek kalp-damar hastalıklarından korunabilmek için, muntazam olarak, zeytin yaprağı özütünün kullanılması, ehemmiyetle önerilmektedir

ÖZETLE ETKİ VE FAYDALARI

• Zeytin yaprağının tıbbi etkileri oleuropein ve diğer fenolik bileşiklerin sinerjik etkileri sonucu oluşmaktadır.

• Zeytin yaprağındaki oleuropein ve metaboliti hidroksitirozol güçlü antioksidan etkiye sahiptir. Yapılan çalışmalar özellikle kalp-damar rahatsızlıklarına önemli işlevi olduğunu göstermektedir. Tansiyon ve kolesterol düşürücü, ayrıca kan sulandırıcı etkinliği bilimsel olarak gösterilmiştir.

• Zeytin yaprağındaki oleuropein türevi elenolik asit, virüs, bakteri ve mantarları öldürme özelliğine sahiptir.

• Zeytin yapraklarındaki oleuropein ve hidrolizatları, antibiyotiklere karşı direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde etkili bileşenlerdir.

• Laboratuvar çalışmalarında, zeytin yaprağı ekstresinin E. coli, Staphylococcus aureus ve gibi mikroorganizmalara ve Candida albicans (pamukçuk) gibi mantarlara karşı etkisinin olduğu görülmüştür. Zeytin yaprağı aynı zamanda hayvan ve in vitro çalışmalarda antiviral aktivite göstermiştir.

• 2003 yılında Mycoses’de yayınlanan bir laboratuvar çalışmasına göre zeytin yaprağı ekstraktı 24 saat içinde Candida albicans’a karşı etki göstermiştir. Candida albicans vajinal mantar enfeksiyonlarına yol açan yaygın bir mantardır.

• Phytomedicine 2010 Ekim sayısında yer alan araştırma sonucuna göre zeytin yaprağı ekstraktı tansiyon düşürücü bir ilaç gibi etkili olmuştur. Sekiz hafta boyunca günde 2 defa 500 mg zeytin yaprağı ekstraktı kullanılmıştır.

• Bir klinik çalışmada özel olarak hazırlanan zeytin yaprağı ekstraktının birinci kademe yüksek tansiyon hastalarında etkinliği, reçeteli bir ilaç olan Kaptopril ile karşılaştırılmıştır. 2 ay boyunca hastaların yarısına Kaptopril diğer yarısına zeytin yaprağı ekstraktı verilmiş ve süre sonunda sistolik ve diastolik kan basıncının Kaptopril verilen grup kadar etkili bir şekilde azaldığı tespit edilmiştir. Aynı çalışmada zeytin yaprağı ekstraktının LDL kolesterolde yaklaşık %20 bir azalma sağladığı görülmüştür. Zeytin yaprağının kolesterolü azaltıcı etkisi içindeki Oleuropein’den kaynaklanmaktadır.

• Bazı araştırmalarda elde edilen bulgular zeytin yaprağı ekstraktının multipl skleroz ve sinir dejenerasyonu ile ilgili sorunlarda yararlı olabileceğini göstermektedir. Clinical Nutrition 2010 Haziran sayısında yayınlanan araştırmaya göre zeytin yaprağı ekstresi farelerde sinir hasarının derecesini azaltmıştır.

• Hayvanlar üzerinde yapılan deneysel çalışmalar zeytin yaprağı ekstraktının kan şekeri seviyesini azalttığını gösteriyor. Zeytin yaprağının aktif bileşeni olan oleuropein, diyabet ile ilişkili oksidatif stresi azaltabilir.

ÖNEMLİ NOT: Zeytin yaprağı ile bazı hastalıkların başarılı bir şekilde tedavi edilebilmesi için önemli olan iki husus, YETERLİ DOZ ve YETERLİ ZAMANDIR çünkü, zeytin yaprağının etkisi, kullanılan doz ve zamana bağlıdır. Eğer ekstrakt, gereğinden az miktarda ve kısa süre ile kullanırsa onarım için yeterli kan seviyelerine çıkılamaz.